ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, 29 Mayıs 2026 tarihinde iklimle ilgili açıklama kurallarının yürürlükten kaldırılmasını önerdiğini duyurdu. SEC’nin resmi açıklamasına göre teklif, şirketlerin kayıt beyanları ve yıllık raporlarında sunması gereken iklim bağlantılı bilgi yükümlülüklerini geri çekmeyi ve ajansın açıklama rejimini yeniden “materiality”, yani yatırımcı açısından maddilik ilkesine dayandırmayı amaçlıyor.
Kurumun açıklamasında mevcut kurallar “aşırı külfetli ve maliyetli” olarak tanımlandı. SEC Başkanı Paul Atkins, açıklama yükümlülüklerinin kurumun yasal yetkisiyle uyumlu olması, şirket davranışını dolaylı biçimde yönlendirecek kadar ileri gitmemesi ve beklenen faydaların maliyetleri aşması gerektiğini savundu. Böylece kurum, 2024’te kabul edilen iklim açıklaması rejiminden belirgin bir geri adım sinyali vermiş oldu.
İklim açıklaması kuralları, halka açık şirketlerin sera gazı etkileri, iklim risk yönetimi ve aşırı hava olaylarının finansal etkileri gibi konularda daha ayrıntılı raporlama yapmasını gerektiriyordu. Destekleyenler bunun yatırımcılara daha karşılaştırılabilir veri sağlayacağını savunurken, eleştirenler kuralların uyum maliyetini artırdığını ve SEC’nin çekirdek sermaye piyasası rolünün ötesine geçtiğini iddia ediyordu.
Yeni öneri, ABD’de düzenleme felsefesinin değiştiğini gösteriyor. Finans piyasalarında son yıllarda ESG, sürdürülebilirlik ve iklim riski raporlaması çok daha görünür hale gelmişti. SEC şimdi bu başlığı bütünüyle terk etmiyor, ancak zorunlu ve ayrıntılı federal şema yerine yatırımcı açısından maddi olan bilgilerin mevcut çerçevede açıklanması yaklaşımına dönmek istediğini söylüyor.
Wall Street ve New York merkezli halka açık şirketler açısından gelişme doğrudan önem taşıyor. Büyük şirketlerin önemli bir bölümü zaten yatırımcı baskısı, Avrupa düzenlemeleri veya gönüllü standartlar nedeniyle iklim verisi yayımlamaya devam edebilir. Ancak SEC düzeyinde federal zorunluluğun gevşetilmesi, özellikle orta ölçekli şirketlerde raporlama kapsamı ve denetim yükü konusunda belirgin değişiklik yaratabilir.
Kararın piyasa etkisi tek yönlü olmayabilir. Bir kesim bunu uyum maliyetlerini ve hukuki riskleri azaltan bir sadeleşme olarak görecek. Başka bir kesim ise yatırımcıların uzun vadeli fiziksel ve geçiş risklerini karşılaştırmalı biçimde değerlendirmesini zorlaştırabileceğini savunacak. Özellikle sigorta, enerji, bankacılık ve ağır sanayi gibi sektörlerde iklim riskinin tamamen şirket tercihine bırakılması yeni tartışmalar doğurabilir.
SEC’nin adımı nihai karar değil; öneri süreci kamuoyu yorumlarına açık olacak. Bu nedenle kurallar hemen ortadan kalkmış sayılmıyor. Ancak duyurunun dili, mevcut yönetim altında kurumun şirket açıklama yükümlülüklerini daraltma ve “çekirdek mandataya dönüş” çizgisini sürdürme niyetini net biçimde ortaya koyuyor.
Önümüzdeki haftalarda yatırımcı grupları, şirketler, çevre kuruluşları ve hukuk çevrelerinden yoğun görüş gelmesi bekleniyor. ABD sermaye piyasalarında iklim bilgisinin yeri konusunda verilecek nihai karar, sadece düzenleyici çerçeveyi değil, küresel raporlama standartlarıyla Amerikan piyasaları arasındaki uyumu da etkileyecek.






