New York Valisi Kathy Hochul, “Let Them Build” gündeminin temel parçalarından birini oluşturan ve konut ile kritik altyapı projelerinde bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen yasayı imzaladı. Valilik tarafından 27 Mayıs 2026’da yayımlanan açıklamaya göre düzenleme, 1975’ten bu yana State Environmental Quality Review Act (SEQRA) kapsamında yapılan en önemli reformlardan birini içeriyor.
Valilik, reformun amacını iki başlıkta özetliyor: konut krizinin hafifletilmesi ve altyapı yatırımlarının hızlandırılması. Açıklamada, SEQRA süreçlerinin New York’ta projeleri “akran eyaletlere göre” belirgin biçimde yavaşlattığı, bazı projelerin fikir aşamasından kazma vurma aşamasına geçmesinin daha uzun sürdüğü vurgulanıyor.
Hochul’un ofisi, çevresel inceleme süreçlerindeki “mükerrer değerlendirmelerin” kaldırılmasının, projelerin gecikmesi nedeniyle oluşan maliyetleri azaltabileceğini savunuyor. Açıklamada, bazı analizlere göre SEQRA incelemelerinin New York City’de konut inşaat maliyetini birim başına 82 bin dolara kadar artırabildiği; 100 birimlik bir projede bunun milyonlarca dolara ulaşabildiği belirtiliyor.
Yasa, belirli koşulları sağlayan konut projeleri için çevresel incelemelerde bazı muafiyetler getiriyor. Valiliğin verdiği bilgiye göre New York City için şehir genelinde 250 birime kadar; orta ve yüksek yoğunluklu alanlarda ise 500 birime kadar olan projeler, kriterleri sağladıkları takdirde “duplikatif” çevresel incelemelerden muaf tutulabilecek. Şehir dışındaki kentleşmiş bölgelerde üst sınır 300 birim, kentleşmemiş alanlarda 100 birim; imar (zoning) olmayan alanlarda ise 20 birim olarak belirtiliyor.
Valilik açıklamasına göre muafiyetler, projenin “daha önce bozulmuş/etkilenmiş” arazide yer alması ve kullanım başladığında mevcut su ve kanalizasyon sistemlerine bağlanması gibi şartlara bağlanıyor. Ayrıca düzenleme; çevre koruma, izin süreçleri veya yerel imar kurallarını tamamen devre dışı bırakmıyor. Bu çerçevede amaç, çevre etkisi bakımından “sürekli olarak anlamlı risk taşımadığı” değerlendirilen proje türlerinde süreci hızlandırmak.
Reformun ikinci ayağı, kritik altyapı projeleri için yeni SEQRA muafiyetleri. Valilik; temiz su altyapısı, doğa temelli yağmur suyu yönetimi (green infrastructure), daha önce bozulmuş alanlarda kamu parkları ve bisiklet/yaya yolları, New York City’de School Construction Authority tarafından inşa edilen yeni okul binaları gibi kategorilerde sürecin hızlanacağını belirtiyor.
Açıklamada ayrıca, çevresel etki değerlendirmesi (EIS) süreçleri için iki yıllık bir takvim öngörülmesinin amaçlandığı ifade ediliyor. Valilik, sürelerin projeden projeye değişmesinin hem yerel yönetimler hem yatırımcılar hem de kamu kurumları için öngörülemezlik yarattığını, yeni takvimin hesap verebilirliği artıracağını savunuyor.
New York City okurları açısından düzenlemenin etkisi, yalnızca Manhattan veya Brooklyn gibi merkez bölgelerle sınırlı olmayabilir. Valiliğin “kriter bazlı” muafiyet sistemi, özellikle altyapısı hazır alanlarda yeni konut üretimini hızlandırmayı hedeflediği için; Bronx, Queens ve Staten Island gibi bölgelerde de proje takvimlerini etkileyebilir. Bununla birlikte, hangi projelerin muafiyet koşullarını sağlayacağı ve yerel yönetimlerin uygulama pratikleri, sonuçları belirleyecek.
Reform, çevre savunucuları ve konut savunucuları arasında doğal olarak tartışma yaratabilir. Bir tarafta “hızlı konut üretimi” ve maliyet baskısı, diğer tarafta uzun vadeli çevresel etkilerin doğru ölçülmesi kaygısı bulunuyor. Valilik, düzenlemenin çevre koruma standartlarını ortadan kaldırmadığını; asıl hedefin gereksiz tekrarları azaltmak olduğunu vurguluyor.
Yasanın sahadaki etkisi, önümüzdeki aylarda uygulama rehberleri ve projelerin yeni çerçevede nasıl ilerlediği üzerinden daha net görülecek. New York’ta konut ve altyapı yatırımlarını izleyenler için “Let Them Build”, 2026 yazı ve sonrasında hem planlama hem de politika tartışmalarının merkezinde kalmaya aday.






