ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Apple ile daha önce yapılan bir uzlaşma kapsamında, ABD’li çalışanlara yönelik 18,25 milyon dolarlık “back pay” (geri ödeme) dağıtımının tamamlandığını açıkladı. DOJ’nin 21 Mayıs 2026 tarihli duyurusuna göre geri ödeme, Apple’ın geçmişteki işe alım ve işe alım ilanı (recruitment) uygulamalarının ABD’li işçileri bazı pozisyonlara başvurmaktan caydırdığı iddiası etrafında yürütülen bir sürecin parçası.
Açıklamada, soruşturmanın 2019’da “Protecting U.S. Workers Initiative” kapsamında başlatıldığı; DOJ’nin Apple’ın belirli işe alım ve ilan süreçlerinin ABD’li işçilerin başvurusunu engellediği sonucuna vardığı ve 2023’te tarafların uzlaşmaya gittiği belirtildi. Uzlaşma paketi; 18,25 milyon dolar geri ödeme ve 6,75 milyon dolar sivil para cezası unsurlarını içeriyor.
DOJ, dağıtım sürecinin binlerce olası hak sahibinin “tek tek” değerlendirilmesini gerektirdiğini, her bir çalışanın gelir kaybının analiz edilerek geri ödeme tutarlarının belirlendiğini ve fonun tamamının tüketilmesinin sağlandığını kaydetti. Bu tür bir idari süreç, iş hukuku ve göçmenlik mevzuatıyla kesişen karmaşık bir alanı temsil ediyor.
Adalet Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca uzlaşmanın parasal unsurlarının ötesinde, Apple’ın iş ilanı ve başvuru süreçlerinde bazı değişiklikler yapmasının şart koşulduğu da vurgulandı. Buna göre şirketin, Permanent Labor Certification (PERM) kapsamında duyurduğu pozisyonları dışarıya açık iş sitesinde yayımlaması, elektronik başvuruları kabul etmesi ve çalışanlarına Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası (INA) kapsamındaki ayrımcılık karşıtı yükümlülüklere ilişkin eğitim vermesi gerekiyor.
DOJ, vatandaşlık statüsüne dayalı ayrımcılık yasağının; ABD’li işçilerin, geçici çalışma vizeleriyle gelen çalışanlara kıyasla haksız biçimde dezavantajlı konuma düşürülmesini engellemeyi amaçladığını hatırlatıyor. Bakanlık, Initiative’in yeniden canlandırıldığı Ocak 2025’ten bu yana, ABD’li işçilerin aleyhine uygulama yaptığı öne sürülen şirketlerle birden fazla uzlaşma sağlandığını ifade etti.
Konu, ABD’de teknoloji şirketlerinin istihdam politikalarının göçmenlik sistemiyle kesiştiği geniş bir tartışmanın parçası. Yüksek nitelikli iş gücü piyasasında H-1B gibi geçici vize kategorileri, şirketlerin uluslararası yetenek havuzuna erişimi için kritik görülürken; bazı çevreler bu mekanizmaların yerli iş gücü üzerinde baskı oluşturabileceğini savunuyor. DOJ’nin dosyası, bu tartışmada “işe alım ve ilan süreçlerinin tasarımı”nın ne kadar belirleyici olabileceğini gösteriyor.
New York ve çevresindeki teknoloji iş gücü açısından da kararın dolaylı etkileri olabilir. Büyük şirketlerin ilan süreçlerinde daha şeffaf bir yaklaşım benimsemesi, benzer şikayetlerin daha hızlı görünür olmasına ve iş arayanların başvuru kanallarına daha eşit erişmesine katkı sağlayabilir. Öte yandan, her dosyanın kendi bağlamına özgü olduğunu ve uzlaşmaların “genel kural” niteliği taşımadığını hatırlatmak gerekiyor.
DOJ, kamuoyuna yönelik bilgilendirmede, ayrımcılık şüphesi yaşayan işçiler ve işverenler için ücretsiz yardım hatları ve bilgilendirme kanalları bulunduğunu da belirtti. Bu tür mekanizmalar, özellikle göçmenlik mevzuatıyla bağlantılı istihdam uygulamalarında, şirketlerin uyum süreçlerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Uzmanlara göre, uzlaşmanın en kritik yönlerinden biri “görünürlük” ve “başvuruya erişim” başlıkları. PERM ilanlarının daha erişilebilir biçimde duyurulması, elektronik başvuruların kabul edilmesi ve iç eğitimlerin artırılması; hem şirketlerin uyum riskini azaltabilir hem de iş arayanların seçeneklerini genişletebilir. DOJ’nin bu dosyayı duyurması, teknoloji sektöründe işe alım uygulamalarının daha sıkı bir mercek altına alınmaya devam edeceğine işaret ediyor.





